Başarılı olmalarını, iyi bir eğitim almalarını, yabancı dil öğrenmelerini, teknolojiye ayak uydurmalarını, iş bulmalarını, kendi ayakları üzerinde durmalarını istiyoruz.
Fakat bütün bunları isterken onlara en son ne zaman "İyi misin?" diye sorduk?
Bugünün gençleri yalnızca sınavlarla, işsizlikle veya gelecek kaygısıyla mücadele etmiyor. Aynı zamanda sürekli bir karşılaştırma dünyasının içinde yaşıyorlar.
Sosyal medyada herkes başarılı, herkes mutlu, herkes güzel, herkes zengin görünüyor.
Genç bir insan kendi hayatına baktığında ise eksik olduğunu düşünmeye başlayabiliyor.
Oysa hayat bir yarış değildir.
Herkesin aynı yaşta aynı başarıya ulaşması gerekmez. Birinin yirmi yaşında bulduğu yol, diğerinin otuz yaşında karşısına çıkabilir.
Toplum olarak gençlere yalnızca "Ne olacaksın?" diye sormaktan vazgeçip "Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsun?" diye sormayı öğrenmeliyiz.
Çünkü iyi bir meslek sahibi olmak önemlidir ama insanın sevdiği bir hayatı kurabilmesi daha önemlidir.
Gençlere sürekli geleceklerini düşünmelerini söylüyoruz.
Belki de biraz da bugünlerini yaşamalarına izin vermeliyiz.
Onların hata yapmasına, yeniden başlamasına, fikir değiştirmesine ve bazen ne istediğini bilmemesine anlayış göstermeliyiz.
Çünkü gençlik kusursuz olmak değil, kendini bulmaya çalışmaktır.
Ve bir toplumun gençlerine verdiği umut, aslında kendi geleceğine verdiği değerin göstergesidir.